Keyepel Blog Grê Spî Operasyonunun ABD ve Rojava İçin Anlamı- Hüseyin Turhallı

Grê Spî Operasyonunun ABD ve Rojava İçin Anlamı- Hüseyin Turhallı

Mesele şu Koalisyon güçleri (ABD ve Batı Avrupa) Tıl Ebyed operasyonu ile Türkiye (Kuzey Kürdistan) sınırını tümüyle YPG'nin denetimine alınmasını ve IŞID'ın başkent olarak ilan ettiği Raqqa'ya operasyon düzenlenmesini öngörüyor. Raqqa'nın denetime alınmasından sonra Kürd güçleri de Halep'e uzanacaktır. Cezire, Kobani, Afrin bölgeleri birleştirildikten sonra Kürd güçleri Antakya sınırlarına, İdlib'e dayanacak ve Latkiye üzerinden Akdeniz'e ulaşacaktır.

545
0

Son günlerde Suriye’de ilginç olaylar oluyor.

Suriye Baas rejimi ve Esad kan kaybediyor.Rejim, kaybetmenin eşiğinde. Çaresiz.

IŞID’ın saldırmasıyla birlikte Abdülaziz Dağını (Kızvan Dağı) ve yüzlerce Asuri köyü Tıl Temir’i bırakıp ardına bakmadan kaçıyor. Buna karşılık,YPG, Koalisyon desteğiyle buralarda hâkim oluyor.

Esad Serêkani’de olduğu gibi önce IŞID’a,/El Nusra’ya yeniliyor. Sonra YPG burada denetim kuruyor.

Rusya Esad’a yardımda isteksiz. Rus ayısı otlanacağı yeri arar. Suriye’de ot bitti. Yanaşmak için kol altından YPG’ye bakıyor.
İran çaresizlikler içinde çırpınıyor. KDP-İ ile PKK’yi çarpıştırma uğraşında. Bunu başaracağından pek de emin görünmüyor. Çırpınıp duruyor. Hile ile yatıp hurda ile kalkıyor.

Irak ordusu adeta bir ölü gibi musalla taşına uzanmış yatıyor. Ramadi’de 6 bin asker yüzlerce savaş aracıyla birlikte ardına bakmadan 150 IŞID çetesinden kaçıyor
“Rojava’da oldu bittiye izin vermeyiz” diyen AKP ve Tayyip Erdoğan seçim paniğinde. 400 milletvekilinden umut bitti. Erdoğan “Mitinglerimde Sivas’tan ötesi ayrı bir hava” diyerek korkusunu dillendiriyor.

Kısacası, Kürdistan’ı sömürge olarak hegemonyalarında tutan dört devlette de panik var, panik….

Kürdistan’i güçlerde ise şahlanış gözlemleniyor. Tıpkı 900 yıl öncesindeki Selahaddin’i Eyyubi Şahlanışı gibi.
İlginç bir tesadüf….. Selahaddin’i Eyyubi de Haçlı ordularına karşı askerlerini Kızvan dağına konuşlandırmıştı. Şimdi de onun torunları aynı şeyi yapıyor….
***
Mart 1999’da “Kürdistan’da Serhıldanlar” yazı dizisini yazdığımda “İşbirlikçiliğin, ihanetin, teslimiyetin ve sömürgeciliğin Kürdün güçsüzlüğünden nemalandığını” söylemiştim. “Kürdün teslimiyetini, ihanetini çaresizlik ve var olma mücadelesinde bir başka argüman” olarak tanımlamıştım.

Şimdi görüyoruz ki aşiret, aşiret, öbek öbek insanlar mücadeleye destek olmak için akın ediyor. Bu akını teslimiyet ve işbirlikçilik ruhuna Fatiha olarak okuyorum.

Toplumların organik ruhu vardır ve bu ruh şimdi “Bağımsız ve Özgür bir Kürdistan”ı çağırıyor.

Bu arada ideolojik argümanlar nedeniyle PKK-KCK, HDP ve İmralı söylemleri nedeniyle çokça söz söyleyen ve bunda da haklı olan kesime diyeceğim bir iki söz var.
Dünya siyaset tarihinde gelmiş geçmiş en ünlü bilim adamlarından biri olan Bernard Russald “Siyasetçi doğası gereği ikinci bir ajanda taşır. Bu ajandayı okumak için siyasetçinin ne söylediğine değil, ne yaptığına bakmalıyız” diyor.

PKK’yi, Öcalan’ı çok yakından tanıyan biri olarak bunların ikinci bir ajandaya sahip olduklarını düşünmüyorum. Bununla beraber PKK’nin ve Öcalan’ın pragmatist bir düşünce yapısına sahip olduklarını çok iyi biliyorum. (İngiliz Stratejik Araştırmalar Enstütüsü’nün 1996’daki araştırması da aynı içerik ve kanaatte”)
Ortadoğu siyaseti için pragmatist olmak yanlış değil, doğru bir yöntemdir. Varsın eleştirenler eleştirsin. Bundan kaygım yok. Kaygım PKK’nin, İran ve Baas rejimi gibi gerici ve diktatör rejimlere dayanarak stratejik hamle geliştirmesine ilişkindir. Ancak görülüyor ki İran ve Baas rejimi bu şanslarını yitirmiştir. Diğer bir ifadeyle PKK’yi kandıracak argümanları kalmamıştır.
***
Avrupa’da yaşıyorum ve kısmen de Avrupa basınını izleme olanağım var. Avrupa ve ABD Türkiye’nin, AKP iktidarının radikal İslamcılara (El Nusra ve IŞID) destek sunduğuna inanıyor ve bu nedenle AKP Hükümeti’nden tümden desteğini çekmiş görünüyor.

Batın’ın, ABD’nin bir NATO ülkesi olan Türkiye ve AKP hükümetinden desteğini çekmiş olması, Türkiye’nin diğer sömürge ülkelere dahil edilmesi, Kürdlere karşı verdiği savaştan desteğini çekmesi anlamına geliyor.

Şimdi asıl meseleye dönelim.
YPG’nin Til Hemis ve Til Berrek operasyonundan başlayarak, Til Temir, Serêkani’nin doğusu ve Kobani batısından başlayarak yürüttüğü operasyon, Batı Avrupa ve ABD’nin Kürdistan’ı sömürge olarak ilhak eden ülkelere ve radikal İslam’a (IŞID ve El Nusra) karşı yürüttüğü bir operasyondur.

Video görüntülerinden izledim. Rudaw’da Furkan El Fırat’ın beyanları var. Koalisyon güçleri YPG’nin Tıl Ebyed’e yönelik operasyonuna aktif destek sunuyor.
Basına yansıyan bugünkü haberlerde YPG güçlerinin Til Ebyed’e doğru batı cephesinden (Kobani) 7 km, doğu cephesinden (Serêkin) ise 17 km’ye kadar yaklaştığı ve IŞID’ın Rakka ile bağlantılsının kesildiği görülüyor.

Öte yandan Azaz’ın bir çok ilçe ve köyünü işgal eden IŞID, Azaz-Kilis (Öncüpınar) kapısı üzerinden Türkiye ile bağlantı kurmak üzere harekete geçmiş görüyor. Bu istemin ve hareketliliğin TC ile ortak bir çalışma içinde gerçekleştiğini gözden ırak tutmamak gerekiyor.Buna karşılık Afrin YPG komutanlığı, Azaz’daki sivil halkı korumaya hazır oldukları açıklamasında bulunuyor. Buradaki IŞID saldırısının ÖSO bileşenlerine yönelik olarak gerçekleştiği de dikkate alındığında IŞID’ın burada daha fazla ilerlemesi, alanın ve sınır kapılarının IŞID tarafından denetime alınması pek de muhtemel bir olay olarak görülmüyor.
***
Irak Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre IŞID elemanlarının %60’ı yabancılardan oluşuyor.Bu, çok ciddi bir güçtür. Hele hele bu gücün gönüllülerden oluşması çok daha büyük bir risk ve askeri güç anlamına geliyor. Ve asıl mesele de işte burada düğümleniyor.

Bu belirlemeye göre , Suriye ve Irak sınırları denetime alındığında IŞID’ın askeri personel desteği %60 oranında kesilmiş olacak, askeri malzeme ve silah akışı da durmuş olacak.

Koalisyon güçleri (Batı ve ABD) bütün bu aktarımların Türkiye üzerinden yapıldığı kanaatini tanışıyor. Sadece kanaat değil, öyle biliyor ve çalışmalarını da buna göre yönlendiriyor.
***
YPG’nin yaptığı açıklamalara bakıldığında son bir ay içinde en az 1500 kilometre karelik alanda hâkimiyet sağlanmıştır. Bu, Cezire bölgesinden çok daha büyük bir alana tekabül ediyor. Bu, 150 km’lik alanın derinlik, 100 km’lik alanın da genişlik olarak denetime alınması demektir. Askeri veri ve terimlerle çerçevesinde bu kadar büyüklükteki bir alanın denetime alınması yaklaşık olarak 150 bin askeri personel gerektiriyor. Görülen o ki yerel halkın desteği var ve YPG bunu yaklaşık 15 bin savaşçı gücüyle yapıyor. Bu da YPG’nin mevcut askeri gücünün on katı kadar askeri bir aktivite göstermesi anlamına geliyor.
YPG’nin askeri gücünün on katı kadar aktivite göstermesi ise koalisyon güçlerinin gözlerini kamaştırıyor. Bunca askeri teçhizat ve donatıma rağmen Irak ordusundan 6 bin asker 150 IŞID militanı karşısında ardına bakmadan Ramadi’den kaçarken YPG’nin kendi gücünün on katı kadar aktivite göstermesi, koalisyon güçlerinin askeri güç ittifakının belirlenmesinde önemli bir rol oynuyor.

Mesele şu Koalisyon güçleri (ABD ve Batı Avrupa) Tıl Ebyed operasyonu ile Türkiye (Kuzey Kürdistan) sınırını tümüyle YPG’nin denetimine alınmasını ve IŞID’ın başkent olarak ilan ettiği Raqqa’ya operasyon düzenlenmesini öngörüyor.

Raqqa’nın denetime alınmasından sonra Kürd güçleri de Halep’e uzanacaktır. Cezire, Kobani, Afrin bölgeleri birleştirildikten sonra Kürd güçleri Antakya sınırlarına, İdlib’e dayanacak ve Latkiye üzerinden Akdeniz’e ulaşacaktır.

Plan budur ve bu plan her gün adım adım gerçekleşiyor.

Koalisyon güçlerinin Til Ebyed (Grê Spî) operasyonuna bu kadar yoğun destek vermesi böyle okunmalıdır.

PARE BIKE
DêrsimInfo Blog
DêrsimInfo Blog presents a smorgasbord of all the articles, posts, and news from around the world which are not written in Kurdish Kirmanckî (Zazakî), however, constitute an enrichment for the Kurdish topic.

CEWAB BIDE

Please enter your comment!
Please enter your name here